Arkeo-rota: Petra Antik Şehri’nin Gizemli Tarihi

Tarihi ve Arkeolojik Önemi;

Günümüz Ürdün sınırları içinde, Kızıldeniz ile Ölü Deniz arasında yer alan Petra, Antik Çağ’ın en etkileyici yerleşimlerinden biri ve Nabataean (Nebati) Krallığı’nın başkentiydi. M.Ö 4 yüzyılından itibaren şehre yerleşen nebatiler şehire pek çok katkı sağladılar ve şehri geliştirdiler. Sert çöl koşullarına rağmen geliştirdikleri barajlar, su kanalları ve yer altı sarnıçları sayesinde Petra’yı başka bir seviyeye taşıdı. Bu anlamda Petra o zamanların en gelişmiş şehirlerinden biri olmasıyla birlikte ileri derecede bir mühendislik harikasına dönüştü.

Kritik kervan yollarının kesişim noktalarında bulunan bu şehir doğunun tarihinin ve kültürünün yanında roma ve antik yunanın estetiğini birleştirir.

 Kayanın içine oyulmuş tapınaklar, anıt mezarlar, tiyatrolar ve su kemerleriyle şekillenen kent dokusu, “yarı oyma–yarı inşa” karakteriyle dünyadaki en büyük arkeolojik sit alanlarından biri olarak kabul edilir ve UNESCO mirasına dahildir UNESCO, şehri, ‘kayalara oyulmuş mezarlık ve tapınak mimarisi ile gelişmiş antik su mühendisliğini bir arada barındıran eşsiz bir antik şehir’ olarak tanımlar. Aynı zamanda bu gül şehri Dünyanın Yeni Yedi Harikasından biri olarak kabul edilir.

Katmanlarla Gül Şehrinin Tarihi

1 Bölge, Neolitik dönemden itibaren tarım ve avcılıkla uğraşan topluluklara ev sahipliği yapmış, ardından Demir Çağı’nda Edom Krallığı’nın stratejik bir merkezi haline gelmiştir. M.Ö 4. yüzyılda bölgeye göçebe bir Arap kabilesi olan Nebatilerin yerleşmesiyle Petra altın çağını yaşamaya başlamıştır. Nebatiler kervan ticareti ve önemli olan ipek ve baharat yollarından elde ettikleri gelirle Helenistik ve yerel mimariyi mükemmel biçimde birleştirerek kendi özgün sanatlarıyla harmanlayarak kayalara işlemişlerdir. Petra, zirve döneminde yaklaşık 20.000-30.000 kişilik bir nüfusa ulaşmıştır.

Petra’da görülmesi gereken mimari duraklar

Siq kanyonundan geçerken karşınıza çıkan ilk devasa yapı olan Hazine, MS 1. yüzyılda Kral IV. Aretas’ın anıt mezarı olarak inşa edilmiştir.1 Cephesindeki Yunan tanrıları Castor ve Pollux figürleri ile Mısır tanrıçası İsis-Tyche betimlemeleri, kentin o dönemdeki kozmopolit yapısını sergiler.2 2024 yılında yapılan son araştırmalar, bu görkemli yapının altında bozulmamış bir mezar odası ve 12 iskeletin bulunduğunu ortaya çıkararak kentin gizemini bir kat daha artırmıştır.

Ad-Deir (Manastır)

Petra’nın en büyük anıtı olan Manastır’a ulaşmak için 800 basamaklı dik bir yolu tırmanmanız gerekir. 45 metre yüksekliğindeki bu devasa yapı, sade ama heybetli Dorik üslubuyla ziyaretçileri büyülemektedir. Bizans döneminde içine kazınan haçlar nedeniyle bu ismi almıştır ancak aslen bir Nebati tapınağıdır.

Kraliyet mezarlarıdış mekan, gökyüzü, Çorak arazi, Makhtesh içeren bir resim

Yapay zeka tarafından oluşturulmuş içerik yanlış olabilir.

Petra’nın doğu yamacında, Kaya Tiyatrosu’nun hemen üzerinde sıralanan Kraliyet Mezarları, Nebati elitinin statüsünü ve mimari gücünü en açık biçimde yansıtan anıtlardır. Urn (Küp), Saray, Korint ve İpek Mezarları’ndan oluşan bu grup, cephe ölçekleri ve bezeme zenginlikleriyle Petra’daki diğer mezarlardan ayrılır.

Kaya Tiyatrosu

8.500 kişilik kapasitesiyle tamamen kayaya oyulmuş tiyatro, Roma etkisinin Nabati sanatı üzerindeki en güzel ve net eserlerden biridir.

Dipnotlar ve Gezi Notları

Petra by Night: Bu etkinlikte, Siq kanyonu ve Hazine binasının önü binlerce mumla aydınlatılır. Geleneksel Bedevi müziği eşliğinde gerçekleştirilen bu yürüyüş, antik kenti tamamen farklı ve mistik bir atmosferde deneyimleme şansı sunar; bu nedenle gittiğinizde mutlaka yapmanız gereken etkinliklerden bir tanesidir.

Bedevi Misafirperverliği: Petra gezisi sırasında sunulan naneli veya adaçaylı Bedevi çayı ikramı, bölgenin yüzyıllık saygı ve misafirperverlik geleneğinin bir parçasıdır. Bu çay davetini kabul etmek yerel kültüre bir nezaket göstergesidir. Ev sahibi çay veya kahve ikram ettiğinde, fincanı hafifçe sallamak ikramın yeterli olduğu mesajını veren geleneksel bir işarettir.

Manastır Tırmanışı: Şehrin merkezinden Ad-Deir’e (Manastır) ulaşan rota, kayalara oyulmuş 800’den fazla basamağı içerir. Bu zorlu ama ödüllendirici tırmanış, özellikle öğleden sonra geç saatlerdeki ışıkta Hazine’den bile daha büyük olan bu yapıyı ve vadi manzarasını fotoğraflamak için en uygun zamandır.

Ressimlerin kaynakçası:

  1. Ad Deir (The Monastery), Petra, Ürdün
    Fotoğraf: Vyacheslav Argenberg / Wikimedia Commons, CC BY 4.0
    Lisans: Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0).
    Kaynak: commons.wikimedia.org/wiki/File:Ad_Deir_(The_Monastery),_El_Deir,_Top,_Petra,_Jordan.jpg
  2. Petra – Krallar Mezarları (Tombs of Kings)
    Fotoğraf: Berthold Werner / Wikimedia Commons, kamu malı (public domain)
    Lisans: Public domain (kamu malı).
    Kaynak: commons.wikimedia.org/wiki/File:Petra_Jordan_BW_34.JPG
  3. Al-Khazna (The Treasury), Petra, Ürdün
    Fotoğraf: Qais E. Tweissi / Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
    Lisans: Creative Commons Attribution-ShareAlike 4.0 International (CC BY-SA 4.0).
    Kaynak: commons.wikimedia.org/wiki/File:Al_Khazna_(The_Treasury).jpg
  4. Amphitheatre (Amfitiyatro), Petra, Ürdün
    Fotoğraf: Diego Delso (Poco a poco) / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
    Lisans: Creative Commons Attribution-ShareAlike 3.0 Unported (CC BY-SA 3.0). Wikimedia Commons
    Kaynak: commons.wikimedia.org/wiki/File:Amphitheatre,_Petra,_Jordan1.jpg

Kısa Telif Notu (Yayın İçin)

Tüm görseller, ilgili Creative Commons lisansları ve kamu malı (public domain) koşulları çerçevesinde kullanılmaktadır. Her fotoğrafın altında eser sahibi, kaynak platform ve lisans türü açıkça belirtilmiştir. Lisans gereği görseller:

  • eser sahibine atıf yapılmak kaydıyla,
  • lisans adı belirtilerek,
  • ve gerekiyorsa yapılan düzenlemeler belirtilerek

her türlü eğitimsel ve editoryal amaçla kullanılmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir